Kadın olmak denildiği zaman hepimizin aklına farklı cevaplar gelebilir. O, farklı cevapların, tümüdür. Yani ilk başta Rab'binin kulu bi...

Kadın Olmak


Kadın olmak denildiği zaman hepimizin aklına farklı cevaplar gelebilir. O, farklı cevapların, tümüdür. Yani ilk başta Rab'binin kulu bir insan, bir hayat arkadaşı, bir evlat, bir anne, bir bacı, bir hala, bir teyze gibi isimler alır. Bunların yanı sıra bir sürü görevleri ve yükümlülükleri de vardır. Hakları, hukukları, beklentileri, umutları vardır. Her şeyden önemlisi sevgi dolu bir yüreği, saf ve temiz duyguları vardır.

Bu kadar çok isim, sıfat ve duygularla yoğrulmuş fedakar insana, kadın diyoruz.

Bu kadar isim ve sıfatları alan kadın; bu isim ve sıfatların yüklediği hak ve sorumlulukları vardır. Her biri için ayrı ayrı kitaplar yazılabilir.

Burada, biraz aile saadeti için üstlendiği rollerden bakalım. Kadın ailenin orta direğidir. Kadının, annenin başına bir şey gelse o aile dağılır gider. Yaşadığımız hayatta bir çok örneklerini hepimiz görmüşüzdür. Kadının fedakârlığı mı, sevgisi mi bunu sağlar? Hepsi desek daha doğru olur, herhalde.

Babanın başına bir şey gelince sımsıkı kenetlenip annenin yanında birlikteliklerini devam ettiren aile, annenin başına bir şey geldiğinde vurgun yemişe dönüp, dağılıyor. İşte bunun için kadına yani anneye ailenin orta direği dedik.

Ailesinin selameti ve devamı için insan üstü gayretler ve fedakarlıklar sergiler. İstediği sadece mutlu olmak ve mutlu görmek içindir. Bazen o kadar kaptırır ki ben diye bir şey kalmaz sadece biz vardır. Eşi hangi yemeği sever, çocukları ne ister, neyi sever, derken kendi sevdiği yemeği hatırlamaz bile. Yemek konusunda bile böyle davranan kadın, diğer konularda da aynısını yapmaktan çekinmez.

Herhalde ailenin orta direği olmak, yapı taşı olmak, harcı olmak bunu gerektiriyor. "Ben"den ve benlikten vazgeçmek.

Gerçi zaman değişti, eskisi gibi olmaz, diyenler de elbette çıkabilir. Biz de, eski evliliklerin daha uzun, yeni evliliklerin neden kısa olduğunu düşünelim deriz, o zaman.

Elbette çalışma hayatına dâhil olan kadından, eskide olduğu gibi komple ev işlerinin, çocuk bakımının üstlenmesini beklemiyoruz. Beklersek büyük adaletsizlik etmiş oluruz. İş yükünün paylaşımı esastır. Herkes üzerine düşen payı, gönül rızasıyla almalı ve yapmalıdır. Kimse kimseyi ezmeden, üzmeden yürütmelidir ki aile hayatımız cennet gibi olmalıdır.

Aileler yangın yerine dönmüş bir vaziyette, her gün temelleri biraz daha sarsılıyor. Herkes kendini sütten çıkmış ak kaşık zannediyor. Ortada geçimsizlik, anlaşmazlık varsa tek taraflı olmayacağını kabullenip anlaşma masasına öyle oturalım ki bir çözüm çıksın anlaşma zemini olsun.

Bu hamur çok su götürür, deyip, kesmek istiyorum.

Allah, yar ve yardımcımız olsun, selâmetle.





BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.