Gecenin sessizliği ve karanlığı ruhuna bir ürperti verdi. İçi titredi, saate baktı, gece yarısına geliyordu. Fırtına öncesi sessizlik, sanki...

Yanlış Gelen Telefon

Gecenin sessizliği ve karanlığı ruhuna bir ürperti verdi. İçi titredi, saate baktı, gece yarısına geliyordu. Fırtına öncesi sessizlik, sanki yaprak kıpırdamıyor, kurt, kuş sessizliğe bürünmüştü âdeta. Uzaktan uzağa dikkat kesilirken, arada dalga sesi geliyor kulağına. Ne güzel bir ses bu! Sessizliğin içinde ruhunu dinlendirdi. Gecedeki ürküntüyü, unutturuverdi.

Pencereyi açtı, biraz daha dinlemek istedi, dalganın sesini. Çok şükür ki içi rahatladı. Pencereyi kapatıp biraz kitap okuyayım bari, dedi. Odaya geçip, eline bir kitap alıp okumaya başladı:
"Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen güzel rüya görür, güzel rüya gören hayattan lezzet alır."

Bir müddet daha okuduktan sonra kapattı. Kitap okumak gerçekten büyük bir nimet! Rabbimizin  verdiği nimetler saymakla bitmez, hamdolsun.

Gece de bu nimetlerden bir tanesi, ayrıca uyku ise hediyesi diye düşündü. Şimdi iyi bir rüya görme temennisiyle yatıyor.

Uyku ne güzel bir nimet! Ruhun hür hareketi, dinlenmesi ve rahatlamasını sağlayan âlem.

Yeni bir güne hazırlanmak çok güzel bir şey! Kalkmak ve hazır olmak.

Uykuda, gündüz öğrendiklerimiz arşivleniyormuş. Rabbimiz, hiç bir şeyi boş ve abes yaratmamış. Bizim ihtiyaçlarımızı en iyi bilen ve gideren O değil mi?

Sabah, ezan sesiyle mutlu bir şekilde uyanıp, yeni bir güne hazırlanırken, Rabbimizden yardım istemek ne güzel bir duygu! Başımıza gelebilecek şeylere karşı hazırlık yapıp, O'ndan yardım istemek ve yeni bir güne eriştirdiği için şükretmek.

Telefon, acı acı çalıyordu, "Essalamü aleyküm ve rahmetullah", deyip açtı. Karşıdaki telaş içinde bir şeyler anlatıyor ama anlaşılmıyordu. "Bir dakika siz kimsiniz tanıyamadım." deyince o "Ayşe" deyip kendini tanıtmaya çalışıyordu ki; "Kızım, ben böyle birini tanımıyorum, herhalde yanlış numara." Karşıdaki özür dileyip kapattı.

Gece iyi uyumuş ve dingin bir şekilde  kalkmıştı. Namaz ve tesbihten sonra, yanlış gelen telefonu düşündü. Bayağı telaşlıydı, herhâlde kaza ya da hastalık mı vardı acaba, diye düşündü.

Yanlışlıkla aramıştı ama bir arayayım, beni aramasının bir hikmeti vardır, diye düşündü. Telefona düşen numaradan aradı. Ses, biraz daha sakindi.

-Ben, sabah yanlışlıkla aradığınız kişiyim. Sabah çok telaşlıydınız, merak etim de, kötü bir şey mi oldu?, diye sorunca karşıdaki:
-Kaza geçirmiştik, şimdi daha iyiceyiz, hamdolsun, zoru başardı çocuğum, komadan çıktı, dedi.
-Tekrar geçmiş olsun bir şeye ihtiyacınız var mı? Elimden gelen bir şey olursa diye aradım.
-Teşekkür ederim. Şükür, çocuğum komadan çıktı ama kanı, zor bulunan kanmış. Radyolarda anonslar geçmeye başladı fakat daha bulunamadı.
-Söyle kızım hangi kan gurubuydu?
-O Rh -,  inşallah bulunur. Doktorlar hazırlıklı olalım, diyor.
-Müjde kızım! Benim de kan gurubum aynı. Hangi hastanedesiniz, hemen geleyim.
-Ay çok sevindim. Allah, razı olsun. Biz sizi aldırırız, zahmet etmeyin, adresinizi verin bize yeter.

Kanı verdikten sonra,
-Demek ki yanlış telefonun hikmeti buymuş kızım. Rabbim darda kalanı, yardımsız bırakmaz.
-Sabah sabah sizi rahatsız ettik, hakkınızı helal edin. Çocuğum için de ayrıca teşekkür ederim, size çok müteşekkirim. Bundan sonra da sizi ziyaret etmek dualarınızı almak isterim. Allah razı olsun.

 


BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.