Hayat insana her gün yeni imtihanlar açarak durmadan devam ediyor, hiç aldırmadan. Her insan farklı bir hikâye, hatta farklı roman yazarak y...

Çocuklarımız Canlarımız

Hayat insana her gün yeni imtihanlar açarak durmadan devam ediyor, hiç aldırmadan. Her insan farklı bir hikâye, hatta farklı roman yazarak yol alıyor. Zaman denen değirmen, her şeyi öğüterek devam ediyor. Hiç kimsenin yazgısı diğerine benzemiyor veya tıpa tıp aynı olmuyor. 

Her açılan sahife, tertemiz olarak açılıyor. Her yeni doğan nefes, saf olarak dünyaya geliyor. Bizler de bu saflığı elimizden geldiği kadar korumak ve kollamakla görevliyiz. Belki imtihan da tam burada başlıyor. Her gün açılan yeni soru ve sorunlarla devam ediyor.

Anne baba olmak, sorumluluk almak elbette kolay değil. Onların maddi ihtiyaçlarını karşılamak kadar manevi ihtiyaçlarını da karşılamak vazifemizdir. Onlara her konuda rehberlik etmek, öz güvenlerini sağlamak çok önemlidir. Vücutlarının, onların özeli olduğunu bilincini vermek ve hiç kimsenin onun izni olmadan dokunamayacağını öğretmek, karşılaşabileceği olumsuzlukları en aza indirmek bizim görevimizdir. 

Bir konuya daha parmak basmak istiyorum çocuklarımıza güvenelim, her ne olursa olsun ellerini bırakmayalım.

Canımızdan çok sevdiğimiz yavrularımızın ayağına taş değmesin diye çabalar dururuz, fakat her zaman başarılı olamayabiliriz. Bu durumlarda yardım almak, altından kalkamadığımız yükleri hafifletebilir, bize yardımcı olur.

Son zamanlarda çocuğa karşı işlenen cinsel istismar, yüreklerimizi acıttı ve acıtmaya devam ediyor. Şimdilerde bu konular daha iyi konuşulabiliyor. Kol kırılır yen içinde kalır düşüncesinin terk edilmeye başlanması, bu menfur konuların üstesinden gelmeye bir ümit olduğunun habercisi gibi.

Millet olarak bir ve beraber, amasız fakatsız, senin mahallen benim mahallem anlayışını bırakarak top yekun lanetlemeliz ki bu illetten kurtulalım. Hak ettikleri cezaya çarptırılmalı ki bir daha bu menfur olaylar tekerrür etmesin. Suç cezasız kalırsa, masumlar haksızlığa uğrar ve suçlular, suç işlemeye devam eder.

İnsanların; evlatları ilim öğrensin diye emanet ettikleri kişiler tarafından tacize uğramaları ise daha da can yakıyor. İster şeyh ister, öğretmen olsun. Yavrularımız bizim en kıymetlilerimiz, onlara uzanan el kırılmadıkça yarınlarımıza ümitle bakamayız.

Artık kısır çekişmeleri bırakarak, olayların üzerine objektif olarak gidilmeli ve en ağır bir şekilde cezalandırılmalı ki bu olayların önüne geçilebilsin. Dindarlara saldırmak için fırsat bekleyen odaklar bu olayı bahane ederek suçsuz insanlara saldırmak veya tam tersi, görüşte olanlara da görüşlerinden dolayı suç işlememiş insanlara saldırmak, bizi ayrıştırır. Suçun ferdiliği vardır kim işledi ise o en ağır bir şekilde cezalandırılmalı, hiç bir indirime tabi tutulmamalı.

Daha küçücük fidanken böyle bir şeye maruz kalmak, elbetteki yalnız başına altından kalkacağı bir şey değil, mutlaka yardım almalı ve kırılan ruhu tamir edilmeli ki bu günlerde ve yarınlarda mutlu olmayı başarabilsin. Yoksa hem kendi hemde toplum büyük zararlar görür.

Tekrar diyorum ki her konuda ayrışmayı bir marifet olarak görmeyi bırakalım. Vatanımız, milletimiz için faydalı olan şeylerde bir ve beraber hareket edelim. Yoksa daha çok canlarımız yanmaya devam edecek. Adalet ne kör olsun ne de topal, bir an önce işlenen suçların cezalarını hak eden almalı ki bir nebze yanan yüreklere su serpilsin.

Daha huzurlu, mutlu yarınlarda buluşmak ümit ve temennisi ile.






BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.