Denize birden açılan bir insan gibi aklımda hiç bir şey yok, sadece bir şeyler yazmak için oturdum bilgisayarın başına, rüzgâr çıkarda, bu k...

Uyuklama

Denize birden açılan bir insan gibi aklımda hiç bir şey yok, sadece bir şeyler yazmak için oturdum bilgisayarın başına, rüzgâr çıkarda, bu kayığı bir yere götürür mü, yoksa alabora mı olur, bakalım, Biraz daha kıyıdan açılalım, görelim ne olacak?

Rüzgâr yavaş yavaş hızlanmaya, kayık da sallanmaya başladı, hava kararmakta. Balıkçı tekneleri sahilde uykuya yatmış, gece çıkacakları zamana kadar dinlenmektedirler. Denizin mavisi kaybolmakta. Yatsı ezanı minarelerden okunmakta, bir gün daha bitmekte. Yeni bir güne hazırlık için güneş batmış, insanlar evlerinde akşam yemeklerinin hazırlıklarını tamamlamış sofraya oturmaktalar.

Evde bir koşuşturma, evin hanımı yok, bütün odalar aranmış, bahçelere bakılmış fakat yok. Deniz kenarındaki kayığa bakmak kimin aklına geldiyse? Bakmaya gidiyorlar fakat kayık da yok. Daha bir heyecanlanıyorlar, evin sakinleri.

Ne yapmalıyız? Denize açılıp arasak mı, yoksa sahil güvenliğine mi haber versek, diye konuşurlarken, denizden sahildeki koşuşturmayı fark eden evin hanımı yaptığının hiç de doğru olmadığının farkına varmıştır.

Kayığı serbestçe rüzgara teslim etmişti fakat sahile nasıl dönecekti? Biraz düşündükten sonra kayıktaki el fenerini yakarak yerini belli etmişti. Artık çıpayı denize atıp beklemeye koyuldu, neden böyle davranmıştı, düşünmeye başladı.

Bir muhasebe yapıyordu fakat nedense her şeyde kendini haklı görmesinden dolayı bir türlü sağlıklı yürütemiyordu, kafası iyice karışmıştı. Sesler iyice yakınlaşmıştı, Oğlu kayığa binmiş ve sahile doğru gidiyorlardı.

-Anne! Yüreğimizi ağzımıza getirdin. Sakın bir daha böyle davranma! Canın istediğinde söyle beraber gezeriz, diyordu. Kendi bile davranışının sebebini bilmezken ne diyecekti?

Sahilde bekleyen yakınları hemen yanlarına koşup sarıldılar hepsi çok korkmuştu. Ağlamaya başladı, beni ne kadar da çok seviyormuşsunuz, derken bir el sallıyordu "Anne! Anne! Yerine yat, burada üşüteceksin." diyordu.

Hay Allah! Bu ne biçim bir rüyaymış, diyerek yatağına Allah rahatlık versin diyerek geçti. Bir müddet sonra uykuya daldı.

Güneş gibi, dinlenip güç toplayacaktı, iyi uykular tatlı rüyalar. Gecemizi uyku ile uykumuzu rüya ile süsleyen Rabbimize şükürler olsun.





BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.